Welcome

Matbaanın Sonu Mu Geliyor?

Matbaanın Sonu Mu Geliyor?

 

Matbaanın Osmanlı’ya 300 yıl sonra gecikmeli olarak gelmesinin başlıca nedenlerinden biri olarak el yazmaları ile geçinen hattatların işlerini kaybetme korkusu ile bu yeniliğe şiddetle karşı çıkmaları söylenir. Gerçekten de matbaa ile birlikte el yazması eserler zaman içerisinde tarih sahnesinden kaybolup gitmiştir.

1700′lerin başında İbrahim Müteferrika’nin matbaayı Osmanlı topraklarına getirmesine tanık olanlar farkında olmadan nasıl o an için tarihsel bir dönüşümün içinde yer almışlar ise, sanırım bizde bugün benzer bir tarihsel dönüşümü gün be gün yaşıyoruz.

Bundan yaklaşık üç yıl önce Amerikan Yazarlar Birliği ve bir grup yayıncı Google’ın kitap projesine karşı, bizde matbaanın gelişine karşı ayaklananlar gibi “İstemezüüük!!!” haykırışları ile bir dava açmışlardı. Ancak bir kaç ay önce taraflar anlaşma yolunu seçtiler. Bu açıkçası Google’ın kitap projesinin önünü açan bir sonuç oldu. Bu anlaşma ile online olarak erişilebilecek, üzerinde arama yapılabilecek veya satın alınabilecek kitapların sayısı hızla artacak. Halihazırda Google kitap projesi ile yaklaşık yedi milyon kitabın tam metni üzerinde arama yapılabiliyordu.

Bundan böyle baskısı tükenmiş kitapların pek çoğuna elektronik ortamda erişmek, dünyanın önde gelen üniversitelerinin kütüphanelerindeki paha biçilemez değerdeki kitapları okumak, satın alınabilir durumdaki kitaplar hakkında bilgi alabilmek, kitapları elektronik ortamada satın alarak okuyabilmek mümkün olacak.

Bilginin yazılı ortamdan elektronik ortama taşınması, online biçimde her an ve her yerden erişilebilir kılınması yönünde önüne geçilemez değişimlerden biri olan bu proje belki de yayıncıların kitap basma ve yayınlama biçimlerini kökten değiştirmelerine neden olacak açılımları da beraberinde getirecek. Şu an için bütün bu kitaplar uzmanlar tarafından taranıp elektronik ortama aktarılıyor ve içerikleri dijital kullanıcılar tarafından erişilebilir hale getiriliyor. Ancak önümüzdeki dönemde pek çok yayınevi ve yazar ürünlerini dijital ortamla daha uyumlu biçimde sunacak. 2020 yılına kadar dünya üzerinde elektronik ortamdaki bilginin, kağıt üzerindeki bilgiye kıyasla iki kat daha fazla olacağı tahmin ediliyor.

Bütün bu dönüşümler bilginin ana toplanma, depolanma ve erişim merkezi olan kütüphaneler içinde radikal değişimler demek olacak. Günümüz kütüphanecileri kütüphanelere olan ilginin sürekli olarak azaldığından, gençlerin kütüphanelere yeterli ilgiyi göstermemelerinden yakınıyorlar. Bilginin elektronik ortamdaki erişim hızının kütüphanelerde mevcut olmaması burada en önemli dezavantaj olarak görülüyor. Araştırmalar insanların artık bir kitabı başından sonuna kadar okumak yerine sadece ihtiyaç duydukları bilgiyi sunan kısımlarını okuduklarını, kütüphanelerin yüksek ve uzun rafları arasında saatlerini geçirmeyi tercih etmediklerini ortaya koyuyor. Basılı kitabın geleceği ile kütüphanelerin geleceğini aynı kader çizgisinde görenlerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Kütüphanelerin salt bilgi edinme merkezi olmaktan çıkarılıp, aynı zamanda sosyal ve kültürel etkileşim alanları olarak dönüştürülmesi tartışılıyor.

Sonuç olarak, insanlık tarihinde periyodik olarak beliren dev teknoloji dalgalarından birisi daha üzerimize doğru hızlanarak geliyor. Bu dev dalgalar geçmişte olduğu gibi günümüzde de kurumları, iş yapma şekillerini, ekonomik dengeleri ve güçleri değiştirecek, bir kısmını yerle bir edecek, bir kısmını dönüştürecek, bunların dışında pek çok yeniliği ve alışkanlığı da günlük yaşantımıza dahil edecek gibi gözüküyor.

Not: Bu yazı ilk olarak 12 Ekim 2009 tarihinde www.skyturk.net haber sitesinde yayımlanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.